Ağrılar, acılar, sancılar veya yanmalar oluşturan bir hastalığınız...

Ağrılar, acılar, sancılar veya yanmalar oluşturan bir hastalığınız varsa, birçok tedavi denediyseniz ve hiçbiri işe yaramadıysa, hastalığınız başladığından beri doktorlarınızın size söylediği şeyler mantıklı gelmiyorsa... hastalığınızın Zihin-Beden Sendromu nedeni ile oluşmuş olma ihtimali yüksek.

Zihin-Beden Sendromunu bulan doktorlar ve düşünürlere göre, modern çağda karşımıza çıkan birçok hastalığın altında aslında psikolojik/duygusal sağlığımızdaki bozukluklar yatıyor. Bu düşünceyi büyük ihtimalle burada ilk defa duymuyorsunuzdur, ama belki de ilk defa duyacağınız şey, bunu kendi başınıza nasıl tedavi edebileceğiniz.

Zihin Beden Sendromu'na göre:

Zihin Beden Sendromunu araştırmış olan kişilere göre (bu kişilerden birazdan bahsedeceğim) fiziksel bir ağrının veya acının duygusal/psikolojik bir sebebi olabilir. Bu özellikle uzun süre boyunca devam eden ve iyileşmek bilmeyen hastalıklar ve ağrılar için geçerlidir.

Zihin Beden Sendromunun altyapısını oluşturan buluşlar ve düşünceler şunlardır:

1 - Bel ve boyun fıtıkları, omurgada artrit, skolyoz gibi durumlar, ağrılara sebep olmak zorunda değildir. Bu tür sorunların bulunduğu bir vücutta hiçbir ağrının bulunmaması mümkün. (Bunu kanıtlamış olan binlerce insan var dünyada. Bu yazının sonunda iyileşen bazı insanların hikayelerini ekleyeceğim.) 2 - İnsan vücudu her zaman iyileşmeye meyillidir. Herhangi bir hastalık veya fiziksel travmanın belli bir süreden sonra iyileşmesi beklenmelidir. Iyileşemiyorsa bu, iyileşmenin tamamlanmasina karşı gelen bir psikolojik/duygusal bariyer olduğunu gösterir. 3 - Alopatik (ana akım) medikal sistemi insanları onlarca yıldır yanlış bilgilendirerek onlara vücudun bozulmaya meyilli olduğunu ve ağrı yaratması gerekmeyen şeylerin ağrı yarattığını öğretmiştir. Bu inanç bozukluğu ağrıların devam etmesi için bir ortam hazırlamıştır.

Zihin-Beden Sendromu ile görülebilecek semptomlar

Bel ağrısı

Sırt ağrısı

Boyun ağrısı

El ve parmaklarda ağrılar ve yanma

Ayak ve ayak parmaklarında ağrılar ve yanma

Eklem ağrıları

Kaslarda ağrılar, kasılmalar, düğümler (vücudun her yerinde olabilir)

Siyatik sinirde sancılar

Kollarda sinirlere bağlı sancılar

Çenede ağrılar

IBS gibi bağırsak sorunları

Alerjiler

Fiziksel ağrılar ve sancılardan oluşan neredeyse her hastalık için ZBS geçerli olabilir. Fibromiyalji de buna dahildir.

Zihin-Beden Sendromunu oluşturan durumlar

Hayatta hepimiz öfke, mutsuzluk, yetersizlik, nefret, hayal kırıklığı gibi negatif duygular yaşıyoruz. Bu tamamıyla normal birşey. Genellikle bu duyguların bize bir zararı yoktur ama duygularımızı hissetmemiz gereklidir. Sorun duygularımızı hissetmeden bastırdığımızda gerçekleşiyor. Bunu açıklamak için birkaç örnek vereceğim:

Örnek 1: Bir adam inşaat işinden kovulur ve bu onu çok öfkelendirir. Ailesine ve hatta eşine bile işten kovulduğunu söylemez ve en hızlı şekilde başka bir iş aramaya koyulur. Eve para getiren kişi olarak başka bir seçeneği yoktur. Öfkelendiği için işyerine dönüp eski patronunu dövmek ister ama bunu da yapmaz, çünkü bunu yapması doğru değildir. Yakın zaman içinde adamın bileği ağrımaya başlar. Neden acaba falan derken yaptığı inşaat işinde birkaç ay evvel yaşadığı bir kazayı hatırlar. "Doğru ya bileğime tuğla düşmüştü" der kendine.

Örnek 2: Genç bir bayan çocukluğundan beri yazarlık yapmak istemiştir. Okumayı hep sevmiştir ve dünyaya sanatçı gözüyle bakar. Liseyi bitirdiği dönemde İstanbul'a taşınıp okumak istediğini söyler ailesine ama ailesi bunu kabul etmezler. Burda kalacaksın, evleneceksin derler ve öyle olur. Bir sene içinde ona koca bulurlar ve bir sene sonra bir çocuğu olur. Bu arada yazmaya çalışmıştır tabi ki ama zaman kısıtlamaları nedeni ile yapamaz. Çocuğu olduğunda herkesin önünde mutlu gösterir kendini ama aslında bir öfke vardır içinde. İçinde bulunduğu yaşam koşulları onun hayallerini kırmıştır. Bunu kimseye göstermez tabi ki, çünkü annedir o. Yeni çocuğu olan bir anne mutlu olmak zorundadır değil mi... Çocuk dört aylık olduğu zamanda bayanın beli ağrımaya başlar. Niye acaba falan derken aklına gelir. "Tabi hep çocuğu tutmaktan oluyor bu." Ama aslında ağrı duygusal sebeplerden dolayı ortaya gelmiştir.

Örnek 3: Büyük bir ailesi ve çevresi olan bir adam vardır, annesi vefat eder. Cenazeye giderler ve etrafına bir bakındığında ağlayan birkaç bayan ve çocuklar görür ama cenazedeki erkekler arasında ağlayan yoktur. Kendisi ağlamak ister, içinde bunu hisseder ama bastırır. Erkek adam ağlayamaz çünkü değil mi? Hele birde bu kadar kişinin arasında. Neyse adam hayata devam eder. Yakın bir zamanda boynunda bir ağrı fark eder. Niye acaba falan derken karar verir. "Yanlış uyumuşum demek ki..."

Bu üç örnekte de gördüğümüz kişiler duygularını bastırıyorlar. Duygular hissedilmek içindir ama nedense biz de bu insanlar gibi duygularımızı hissetmemek için elimizden geleni yapıyoruz. Peki bu nasıl olur da fiziksel ağrılara yol açar? Bunu anlamak için öncelikle psikoloji hakkında birkaç şey anlatmam gerekli.

Zihin-Beden Sendromu (ZBS) nasıl oluşur (psikolojik açıklaması)

Duygularımızı hissetmeden bastırdığımızda, o duygularımız aslında kaybolmuyorlar. Sadece zihnimizin daha derin olan ve bizim göremediğimiz yerlere onları saklamış oluyoruz.

Psikoloji alanında zihin ikiye ayrılır genellikle. Bir bilinç-üstü vardır, yani aktif olarak düşüncelerimizin zihnimizde yer aldığı bölüm, ve bilinç-altı vardır, bu da bilinçsiz olarak/düşünmeden vücudumuzun ve zihnimizin gerçekleştirdiği herşeyin bulunduğu yer.

Ben size şimdi 35x29=? Diye bir problem sorsam... Bunun cevabını bulmak için düşünmeniz gerekir değil mi? Bunun gibi olaylar bilinç-üstünde gerçekleşir. Yani aktif olarak düşünmek gereklidir. Peki ya "Şu anda nefes alıyor musunuz?" diye sorsam, cevabınız her zaman evet olacaktır değil mi? Oysaki nefes almak için nefes almayı düşünmeniz gerekmiyor, çünkü bu bilinç-altımızda gerçekleşen bir olaydır.

Peki biz düşünmeden vücudumuz nefes alabiliyorsa, düşüncesiz olarak vücudumuz, bilinç-altımızın yönetimi altında daha neler yapıyor?...

Yaptığı bazı şeyler:

Nefes düzenlemesi

Kalp atış hızı

Kan damarlarının ve öbür dolaşım sistemlerinin düzenlemesi

Otonom sinir sistemi düzenlemesi (sinirler)

Metabolizma düzenlemesi

İşte bilinç-altımızın kontrolü altında olan bu fizyolojik olaylar ZBS'nin oluşmasına yol açıyor.

ZBS nasıl oluşur (Fizyolojik açıklaması)

Bilinç-altımız tüm bu değişiklikleri sinir sistemimiz yoluyla yapar. Sinir sistemi vücutta beyin ve vücut arasında iletişim oluşmasını sağlayan sinirlerden oluşan sistemdir.

Duygularımız bir enerji türüdür aslında. Her enerji türünde olduğu gibi, duygular yok olamazlar, sadece şekil değiştirip farklı bir enerji türü oluşturabilirler. Vücudumuzda duygularımızın bastırılması ile oluşan enerji türüne gerginlik denebilir. Bu enerji bilinç-altında saklanır ve bilinç-altımızın düzenlediği öbür tüm fonksiyonlarda bozukluk yaratır. Bu nedenden dolayı korktuğumuzda nefes alma hızımız düzensiz bir hale gelir, veya heyecan yaşadığımızda kalbimiz hızlanır.

Bastırılmış duygular otonom sinir sisteminde düzensizlik yaratarak ağrı ve sancı oluştururlar. Bunu kaslara, sinirlere ve farklı dokulara giden kan miktarını azaltarak yaparlar. Yani işin aslı beyniniz size, bilinç-üstünüzün haberi olmadan tamamıyla gereksiz yere acı yaratıyor. Ama...

Büyük bir AMA... Beyniniz aslında bu acıyı sizi duygularınızdan korumak için oluşturuyor. Yani bu boşuna olan birşey değil. Vücut zekidir ve yaptığı herşey için bir sebep vardır.

ZBS (Zihin-Beden Sendromu) neden oluşur

Beynimizin (yani bilinç-altımızın) bizi olumsuz duygulardan korumak için bize ağrılar, sancılar ve acılar verebildiğini söyledik. Peki beynimiz bunu neden yapıyor?

(Bu kısmı iki kez okuyun derim) Duygular bazen çok korkunç olabiliyor değil mi? En son ciddi bir mutsuzluk yaşayıp kalbinizin kırıldığı anı hatırlarsanız bilirsiniz. Genellikle duygular iyi birşeydir ve hissedilmelidir. Ama önceki verdiğim örneklerde olduğu gibi, duyguların hissedilmesi mümkün değilse veya uzun bir süre boyunca negatif duygular ortaya çıkaran hayat koşullarımız varsa, vücudumuz bu duyguları ciddi bir tehdit olarak görmeye başlıyor. Ama bilinç-altımız için bu duygular sadece onların farkında olduğumuzda bir tehdit. O yüzden bilinç-altı dikkatimizi dağıtmak için bir oyalama yaratıyor. O oyalama işte sizin ağrılarınız. Bu oyalama (ağrılar nedeniyle) bilinç-üstünüz duygularınızın farkına varmaz hale gelir. Çünkü bu ağrılar genellikle öyle acı vericidir ki tüm dikkatimizi vücudumuzun o bölgesine çekerler.

Hiç bir acı çekerken dudağınızı ısırdınız mı? Veya kendinizi cimciklediniz mi? Bu durumda 1. acıyı daha az fark etmek için bilerek 2. bir acı oluşturuyorsunuz. ZBS'de beyniniz bunu otomatik olarak yapıyor.

acı, yaşadığınız travmalar, kronik stresler, mutsuz hayat koşulları

acı, bel ağrısı, boyun ağrısı, IBS, Fibromyalji...

Yani bilinç-altı, bilinç üstünü negatif duygulardan korumak için ağrılar yaratıyor.

Bilinç-altı için fiziksel bir ağrı ile yaşamak ve yüzleşmek duygusal bir acı ile yüzleşmekten daha kolay.

Peki bilinç altı bu acıları bizi korumak için yaratıyorsa bunlardan kurtulmak için ne yapmalıyız?

Yapılması gereken üç şey var:

1 - Ağrıların bir oyalama olduğunun farkına varmalıyız ve ağrıların oluşumunda aslında fiziksel bir sebep olmadığına 100% inanmalıyız. (Bunu söylemek çok kolay ama uygulamak biraz zor. Birkaç taktik vereceğim bunun için.) 2 - Ağrıların oluşmasına sebep olan ve bilinç altınının fark etmemizi istemediği duyguların farkına varmalıyız. 3 - Ağrılarınız nedeniyle hayatınızda oluşturmuş olduğunuz tüm kısıtlamalardan vazgeçmelisiniz.

Ağrının psikosomatik olduğuna inanmak

Psikosomatik= Psikolojik bir nedenden dolayı oluşan herşey.

Yaşadığınız ağrının oluşum sebebinin fiziksel bir bozukluk nedeniyle olduğunu düşünüyorsanız veya biyokimyasal bir sebebi olduğunu düşünüyorsanız, o ağrı aynen o şekilde devam edecektir. Bilinç-altı biz duygularımızın farkına varmayalım diye elinden geleni yapar. Genelde bir insanın fiziksel bir ağrısı var ise ağrının yanında ağrıya sebep veren bir hikayesi de vardır. Belki de bu hikayeyi size doktorunuz inandırdı. Belki de tanıdığınız biri inandırdı.

Örnek: Bir bayanın boynu ağrımaya başlar. Arkadaşları ile buluştuğu bir günde onlara acısından bahseder. Bir arkadaşı der ki: "Sende fıtık olabilir." Bayan bunu kabul eder. Ne zaman boynu ağrı yapsa "Fıtığım ağrıyor" der kendine. Aslında belki de bu bayanda fıtık yok bile. Ama bilinç altı bu masalları çok sever. Çünkü bu masallar oyalamayı güçlendirir. Ağrının bağladığımız bir hikaye olduğu sürece ve biz ona inandığımız sürece ağrıya güç veriyoruz. Oyalama daha da sinsi bir hale geliyor. Bunun tersi yapılmalı. Boynumda/belinde/ayağımda/bilmem neremde hiçbir sorun yok demeliyiz kendimize, ve bunu tekrar tekrar tekrar söylemeliyiz. Her ağrıdığı anda "bu sadece psikolojik." Bunu dedikten sonra birde bilinç-altının ağrıyı yaratmasına sebep veren şeyi bulmak gerek.

Ağrının altında yatan duyguları gün ışığına getirmek

Bilinç-altımızın ağrıyı bizi negatif duygularımızdan korumak için yarattığını söyledik ve bu duyguları ortaya çıkarmamız ile beynimizin oluşturduğu oyalamayı (ağrıyı) ortadan kaldırabileceğimizi söyledik. Bunu yapmak için bilinç-altımıza bir kazı yapıp bu duyguları gün ışığına getirmelisiniz.

Günlük yazmak

Duygularımızın farkına varmanım en iyi yolu günlük yazmaktır. Ama bu normalde yazılan günlük gibi bugün bunu yaptım şunu yaptım değil... Burda amaç duygularımızı kağıda dökmek.

1- Bir kağıt kalem alın veya telefonunuzda yeni bir not açın.

2 - (Aile hayatı, çocukluğunuz, günlük stresler, iş hayatı, geleceğiniz) Bu konulardan birisini seçin. Bir başlık yaratın, mesela "Kocam".

3 - Yazmaya başlayın. Bir kişi hakkında yazıyorsanız, ona söylemek isteyip hiçbir zaman söyleyemediklerinizi yazın. Bir olay hakkında ise, o olayın içinizde yarattığı duyguları yazın.

4 - Bunu kimsenin göremeyeceği bir odada yapın ve ağlayın. Hayatınızda sonucunda ağlamak istediğiniz ama kendinizi tuttuğunuz tüm o anlarda içinizde birikmiş olan gözyaşlarınızı dökün.

5 - 15- 20 dakika gibi bir süre için yazın ve sonra yazıyı silin veya kağıdı yırtıp çöpe atın. Kimse görmesin yazdıklarınızı.

Bunu yaparken fark edeceksiniz ki, hiç farkında olmadığınız duygular varmış içinizde.

Kısıtlamalarınızı ortadan kaldırmak

Ağrılarımız ve acılarımız olduğunda kendimizi kısıtlama gereği duyuyoruz. Mesela önceden spor yapıyorsak, sporu bırakıyoruz. Veya arkadaşlarımız bizi bir yere çağırınca "Özür dilerim ama boynum ağrıyor gelemem diyoruz." Bunu yaptığımız sürece oyalamaya güç veriyoruz. Kendimizi fiziksel olarak bozuk olduğumuza daha çok inandırıyoruz. Oysaki yaşadığınız ağrının ZBS olduğuna inanıp iyileşecekseniz bu kısıtlamaları ortadan kaldırmanız gerek.

Yazının bu kısmına kadar ZBS'yi açıklamaya çalıştım. Umarım iyi bir şekilde anlatabilmişimdir çünkü biraz kompleks bir konu. Bundan sonra bu yazının gerisinde bunun gerçek olduğuna sizi inandırmaya uğraşacağım.

Zihin-Beden Sendromunu bulan kişi Dr. John Sarno

ZBS'yi keşfeden ve isimlendiren kişi Amerikalı Fizyoterapi Uzmanı Dr John Sarno'ydu. Sarno TMS (ZBS'nin İngilizce ismi) ve Zihin-Beden Tıbbını bulmadan önce Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon alanında çalıştığı kariyerinde, binlerce kişinin bel, boyun ve türlü ağrıları için rehabilitasyon uyguluyordu. Yaptığı işte Sarno her gün fıtık, skolyoz, dejenerasyon, kas ağrıları vb birçok sorunla yüzleşen insanlarla karsılaşıyordu.

Alanında bulunan çoğu doktordan farklı olacak şekilde Sarno bazı şeyleri sorgulamaya başladı. Ona bel ağrıları ile gelen kişilerde bazı uyumsuzluklar fark etti. Rehabilitasyon alanında aldığı tüm medikal eğitime göre, fıtıklar ve buna benzer omurga bozuklukları insanlarda ağrı yaratmalıydı. Ama Sarno'nun gözlemlerine göre MR'larına bakıldığında omurgası tamamıyla sağlıklı olupta yine de ağrı çeken hastaları vardı. Bunun yanı sıra, bazı insanların omurgalarında bozukluklar olmasına rağmen bu kişilerde hiçbir ağrı yoktu. Bu iki gözlemden daha da önemlisi Sarno şunu fark etti: Ona gelen ve omurga ile alakalı ağrılardan bahseden kişiler genellikle 20-40 yaşları arasındaydı.

Bu Sarno'nun aklında birkaç soru uyandırdı.

1 - Bel ve boyun ağrılarına sebep olan şey dejenerasyon (omurga bozuklukları) ise neden oluyor da bana gelen kişilerin birçoğu yaşlı insanlar değil? Sonuçta omurgaları en güçsüz ve zarar almış olan kişiler yaşlılar değil mi?

Ayrıca şunu sordu kendine Sarno...

2 - İnsanoğlunun omurgası bu kadar güçsüz ve bozulmaya meyilli olsaydı nasıl bu dünyada hayatta kalabildik?

Bu sorunlardan yola çıkarak Sarno, hastalarında omurgadaki bozuklukların dışındaki faktörleri gözlemlemeye başladı. Öncelikle fark ettiği şeyler şunlar oldu:

1 - 20-40 yaşları arası, insanların hayatlarında en çok sorumluluk taşıdıkları döneme denk geliyor. Bu yaşlardaki insanlar bu sorumluluklar nedeniyle stres ve gerginlik yaşamaya çok daha yatkın. 2 - Kronik bel, boyun, kas, el, ayak ağrısı olan kişiler yoğun çalışan, kendini zorlayan, stres dolu hayatlar yaşayan insanlardı. 3 - Birçok kişinin ağrısının oluşumu hayatlarında geçirdikleri zor/travmatik bir dönemden sonra oldu.

Bu bulgular ile Sarno bel ağrılarının psikosomatik olabildiğini keşfetti. Bundan sonra Sarno, Psikoloji alanında kendini eğitti ve bu psikosomatik hastalığı anlamak için araştırmalar yapmaya başladı. Sarno hastalarında önerdiği rehabilitasyon hareketleri ile beraber aynı zamanda onlara Zihin-Beden Sendromu'ndan bahsetmeye başladı. En ilginç bulgusu şu oldu: hastalara ZBS hakkında bahsetmek, ve onlara yaşadıkları ağrının psikosomatik olduğunu inandırmak, bazılarının ağrılarının geçmesi için yeterliydi. Bunu öğrenince Sarno "Bilgi Terapisi" adında bir terapi uygulamaya başladı. Ona gelen hastaları bir odaya toplayıp hepsine birden ZBS hakkında öğretiyordu ve insanlar iyileşiyordu. Zamanla, önceden yaptığı rehabilitasyon hareketlerini önermez oldu. İnsanları sadece bilgilendirerek onların kronik ağrılarına son veriyordu. Sarno ZBS'yi keşfettiği zamandan bu yana 1000'lerce kişiyi aynen bu şekilde, sadece bilgilendirerek kronik ağrılardan, açılardan ve yanmalar kurtardı. Ben de bu kişilerden biriyim.

ZBS ile benim kendi tecrübem

Beni ZBS'nin varlığına inandıran en önemli şey kendi hayatımda yaşadığım tecrübeler oldu.

Kendi iyileşme yolculuğumun son aşamalarından bir tanesi ağır bir boyun ağrısı ile geçti. Bir sene boyunca türlü türlü sağlık sorunları ile yüzleşmiştim. Bağırsak sorunları, aşırı yorgunluk, depreyson gibi. Bunların hepsine diyet ve detox ile saldırmıştım ve yavaş yavaş iyileşiyordum. İyileşirken durmadan araştırıyordum aynı zamanda. Daha hızlı iyileşmek için ne yapabilirim? Kaçırdığım birşey var mı? falan...

O zamanlarda kiropraktik hakkında öğreniyordum. Yani omurga ve sinir sistemini ele alan alternatif tıp dalı. Fıtıklar, skolyoz, artrit gibi kemik sorunları hakkında fazlasıyla bilgi ediniyordum. O civarda ilk kez sırtımda bir ağrı hissetmeye başladım. 1 sene boyunca hasta olmuştum zaten ve ağrılar çekmemiştim ama bu kiropraktik konusunu öğrenirken nedense sırtımda ağrı başladı. Neyse ağrı sorun değil dedim kendime, öğrendiğim birkaç sırt esneme hareketi vardı, ondan yaparım geçer diye düşündüm. Bir gün öyle bir hareket denedim. İlk anda üst belim çok fena çıtladı ve sonra bir rahatlama hissettim. Ama bir sonraki gün uyandığımda boynumda bir ağrı olduğunu hissettim. Sonra bir gün daha geçti ve boyun ağrısı kötüleşti ve böyle böyle devam etti. Birkaç hafta içinde boynumu çeviremez hale geldim. Acaba yaptığım hareket ile bir fıtık mı attı diye düşündüm. Araştirmaya devam ettim ve boynumda ciddi bir sorun olduğuna kendimi inandırdım. Sonra yaşadığım şehirde bir kayropraktor (manuel terapi uzmanı) buldum ve onun yanına gittim. O da bana üst omurgamın biraz düzensiz olduğunu söyledi, manuel terapi ile düzeltmeler yaptı. 3 seans geçirdim bu şekilde ve ağrı sadece azıcık azaldı.

İnternette araştırmaya devam ettim!!

Bir gün bir video ile karşılaştım. Youtube'da "The Cure for Chronic Pain" (Kronik acının kür'ü) diye bir kanalda Nicole Sachs isimli bir Psikoterapi Uzmanı ZBS diye birşeyden bahsediyordu. Diyordu ki, aslında uzun zamanlı devam eden TÜM ağrılı, acılı, yanmalı hastalıkların arkasında duygusal ve psikolojik etmenler yatıyor. Bu etmenler ortadan kalkınca hastalık da kayboluyor. Nicole Sachs'ın düşünceleri de John Sarno'nun öğretileri üzerine kuruluydu. ZBS'nin açıklamasını ben ilk defa o video ile dinlemiş oldum ve bana mantıklı geldi. En azından Nicole'un önerdiği şeyleri deneyip ZBS'nin gerçekliğini kendim görebilirim diye düşündüm. İlk iş John Sarno'nun "Bel Ağrıları'nı iyileştirmek" isimli kitabını okumaktı. Kitapta Sarno'nun bahsettiği kişilik tipine tam olarak uyduğumu fark ettim. Duygularımı genellikle bastırdığımı fark ettim. Bunun yanında durmadan negatif düşünüyordum. Boynumda ciddi ciddi bir sorun olduğunu düşünüyordum. Sarno kitabında öncelikle fiziksel bir bozukluk olmadığını kabul etmemiz gerektiğini söylüyordu. Bunu yapmak için boynum ne zaman ağrısa: "Bu ağrının hiçbir anlamı yok." diyordum kendime. Bunu günde herhalde yüzlerce kez tekrarlıyordum. Bunun yanında duygularımın farkına varmaya çalıştım. Günlükler yazmaya başladım. Ağrılarım nedeniyle egzersiz yapmayı bırakmıştım. Ağrılarımın sebebinin psikolojik olduğuna kendimi inandırmak için tekrar egzersiz yapmaya başladım. Buna koşu yaparak başladım. Her adımımda boynum sızlıyordu, ama boynumdaki ağrının psikosomatik olduğuna inandığım için bu korkutucu değildi. Koşuyu bitirdiğimde de boynumda daha az ağrı olduğunu fark ettim. Bu şekilde düşüncelerimi yavaş yavaş kronik korku halinden çıkarıp, mantıklı ve inançlı bir hale getirdim. Kendi vücuduma olan inancımı arttırmak için ZBS'sini iyileştirmiş olan başka insanların hikayelerini de dinledim. Onlar yapabiliyorsa ben neden yapamayayım? Bu şeyleri yaptıkça bir ay gibi bir süre içerisinde boynumun ağrısı tamamıyla geçmişti. Artık boynumun ağrıması için iyi bir sebep yoktu. Onca zamandır beni duygularımdan korumak için bilinç-altımın yarattığı bu oyalama artık işe yaramıyordu.

"Ama ya benim durumum ZBS değilse ve bende gerçekten fiziksel bir bozukluk varsa" diye düşünüyorsanız...

Ne kadar inanırsanız, o kadar oyalamanında gücünü yok etmiş olursunuz ve o kadar iyileşirsiniz. Ben size şimdi söyledim:

!!!Fıtığınız varsa bu hiç bir anlam ifade etmiyor!!!!

Sarno yaptığı bir çalışmada boyun, bel ve sırt ağrıları olan 100 kişiye "Bilgi Terapisi" uyguladı. Yani onlara ZBS hakkında öğretti. O kişilerden 97'si iyileşti. O 97 kişinin birçoğunda fıtıklarının vardı.

!!!!!! Ankilosan Spondilosthesis denilen dejenerasyon varsa bu hiçbir anlam ifade etmiyor

Nicole Sachs'da da bu var. Ama Sarno'nun yardımı ile o artık ağrısız ve acısız yaşıyor. İlk teşhis aldığı dönemde yürüyemiyordu bile.

Doktorunuz sizde sinir sıkışması olduğunu söylediyse o yanılıyor

Sinir sıkışması var ise kas uyuşması da olmalıdır. Çünkü bir sinir sıkışmış halde ise onun güç sağladığı kas güçsüz kalacaktır. Sadece uyuşma veya acı var ise bu ZBS'dir sinir sıkışması değil. Bunu söylemişken, ZBS konusunda dünyadaki en bilgili olan kişilerden birisi Steve Ozanich "Büyük Acı Oyalaması" isimli kitabında kendi ZBS tecrübesinden bahsediyor ve bir süre için bacağında 100% güç kaybı yaşadığını söylüyor. Steve, Sarno'nun kitabını okuduktan sonra 100% sağlığa kavuştu. Yani uyuşma da ZBS olabilir.

"Tamam da ya ben o Sarno'nun çalışmasındaki 3 iyileşmeyen kişi gibiysem?" Diye soracak olursanız. O üç kişi fiziksel bir sorunları olduğu için değil, inanamadıkları için iyileşmediler.

İyileşen bazı kişilerin hikayeleri

İnternette ZBS metodları ile iyileşmiş olan binlerce insanın hikâyelerini bulmak mümkün. ThankYouDrSarno.com diye bir site var (sitenin ismi Sağol Dr Sarno) ve burada her türlü ağrıdan kendini kurtarmış olan kişilerin hikayeleri var. Birkaç tanesini çevirip buraya geçirdim. Bu kişiler tanımadığınız kişiler olabilir ama hikayeleri kesinlikle bazılarınıza tanıdık gelecektir.

Candace'in Teşekkür yazısı

Sevgili Dr Sarno,

Yaklaşık bir sene önce hem fiziksel olarak hem de zihnen berbat bir durumdaydım. Boynumdaki diskler (fıtıklar) hakkında birçok cerrah ile görüşüyordum çünkü bu disklerin yaşadığım korkunç omuz ve kol ağrısına sebep olduğu düşünülüyordu. Yürüyemiyordum, oturamıyordum, araba süremiyordum. Yani zamanımın çoğunu yatalak bir şekilde, ilaçlar alarak geçiriyordum. İki tane küçük oğlumla beraber bu şekilde yaşamak çok zordu. Kronik ağrılar hayatım boyunca vücudumda vardı aslında. Farklı zamanlarda aldığım bazı teşhisler: İBS, fibromiyalji, omurgada fıtıklar, migrenler ve yüksek tansiyon.

Bir gün evimin bodrumunda hareket edemez halde yerde yatarken, artık böyle yaşayamayacağıma karar verdim ve ameliyat olma kararı aldım. Ama bu kararı alıp ameliyat olmadan önce kayınbiraderim bana sizin kitabınızdan bahsetti. Kendisi de ZBS teorilerinizi kullanarak iyileşmişti. Kitabi okumayı kabul ettim.

Kitabi okurken "Acaba bu kitap özellikle benim için mi yazıldı?" diye düşündüm. Belki özellikle benin için yazılmamıştı ama benim gibi olan ve kronik ağrılarla yüzleşen ve cevaplar arayan kişiler için yazılmış olduğu kesin. Sözleriniz beni çok etkiledi ve acılarımın duygusal bir sebepten dolayı ortaya çıkmış olduğu düşüncesine kendimi açmaya başladım. Bana en çok teselli veren şeylerden birisi ağrılarımın gerçek olduğu, ama fiziksel bir sebepten dolayi değil de psikolojik bir sebepten dolayı ortaya çıktıkları düşüncesiydi.

Kitabınızı okumadan önce birçok medikal tedavi ve alternatif terapi denemiştim ama hiçbiri işe yaramamıştı. Şimdi bunun neden olduğunu biliyorum. Acılarımın sebebi fiziksel değildi... Kitabınızı okuyup ZBS metodlarını kullanmaya başladıktan sonra 6 hafta içinde çocuklarımla okullarına yürüyebiliyordum, yoga yapabiliyordum ve acı hissetmeden araba sürebiliyordum.

O zamandan bu yana bir sene oldu. Şimdi tamamıyla ağrılarımdan ve acılarımdan kurtuldum ve hayatımda hiç hissetmediğim kadar iyiyim. Bu günlerde stresli hissetmeye başladığım zaman kitabınızda tarif ettiğiniz zihinsel teknikleri hatırlıyorum. Sizin TMS'le ilgili öğretişleriniz için sonsuz minnettarlık duyuyorum. Umuyorum ki yaptığınız bu çalışmalar ile dünyada daha da büyük değişikliler olacaktır.

Kalbimin derinliklerinden size teşekkür ediyorum.

Candice.

Cara'nın teşekkür yazısı

Sevgili Dr Sarno Dear Dr. Sarno,

Ne kadar düşünürsem düşüneyim size olan minnetarlığımı sözlere nasıl dökebileceğimi bilemiyorum. Bana hayatımı geri verdiniz. 26 yaşında olduğum zaman hayatımın gerisini ızdıraplı acılar içinde yatağımda yaşayacağımı düşündüm. Şimdi ise 100% acısız yaşıyorum ve bu tamamen sizin TMS (ZBS) metodlarınız ile oldu. Hayatım boyunca sayamayacağım kadar doktor bana hiçbir zaman acısız olamayacağımı, hastalığımın çaresiz olduğunu, daha çok ameliyatlara ihtiyaç duyduğumu, çocuk sahibi olursam çocuklarımın bana çektireceği fiziksel acılar nedeniyle onlardan nefret edeceğimi, çocuk sahibi olursam onları büyütmek için 7/24 yardıma ihtiyaç duyacağımı söylediler. Şimdi ise hayatımda ilk kez gelecek için umutluyum.

2009 yılının Mart ayında spor salonunda spor yaparken belimde bir ağrı hissettim. Önceden bazı ağrılar hissetmiştim ve bu ağrının da geçeceğini düşündüm. Ama üç ay içinde ağrı geçmeyince bir MR yaptırdım. MR, L5/S1 omurları arasında bir fıtık gösterdi. Bundan sonraki aylar içinde manuel terapi ve epidural enjeksiyonlar denedim ama acı sadece kötüleşti. Sonbahar geldiğinde artık ağır ağrı kesiciler kullanıyordum, işime devam edebilmek için belime bir ısıtıcı yastık bağlıyordum. Sonra eve gelince de sadece kanepeme uzanıp yatabiliyordum. Bundan sonraki aylar içinde birkaç farklı ameliyat geçirdim ama buna rağmen ağrılarım geçmek bilmiyordu. Yaza doğru kaslarımda sıkışmalar ve düğümler hissetmeye başladım. Acılarım belimde başlayıp, sırtıma, omuzlarıma, boynuma, çeneme, göğüs kafesine, mideme yayıldı. O zamanlarda Fibromiyalji teşhisi aldım. Tekrar manuel terapiye başladım, yeni ilaçlara başladım. Bir sonraki senenin Ocak ayı geldiğinde artık vücudumdaki tüm kaslardaki düğümler nedeniyle artık kendimi ayakta tutamıyordum. Bundan sonraki 8 ayı haftada üç kez akupunktur yaptırarak geçirdim. Hiç ilerleme kaydetmedim. Bundan sonra masajlar denedim. Kiropraktik, akupunkturistler ve doktorlar arasında geçiş yapıyordum. Artık sabrımın sonuna yaklaşıyordum. Iyileşmek için neredeyse herşeyi denemiştim ve artık belki de hayatımın gerisini yatakta yaşamalıyım diye düşünüyordum. Işte o zamanda, birisi bana sizin kitabınızı önerdi. Kitabın her sayfasında kendimi gördüm ve okurken bile kendimi daha iyi hissetmeye başladım. Şimdi dürüstçe söyleyebilirim ki yıllarca çektiğim o düğümler ve yarattıkları ağrılar geçti. Artık normal bir yaşam sürdürüyorum ve ağrılarım yok. Size bir hayat dolusu minnettarlık yolluyorum.

Cara

Facebook'tan birkaç tane

Bunun yanında benim bulunduğum bir İngilizce TMS (ZBS) Facebook Grubu var. Orada bir paylaşım yaptım ve bazı insanların yorum atıp nasıl iyileştiklerini söylemelerini istedim.

Birkaç cevap aldım:

Peter: Dr Sarno'nun TMS metodları ile korkunç bel ağrılarını iyileştirdim.

Susan: Dr Sarno'nun yardımı ile huzursuz bacak sendromum ve ayağımdaki ciddi bilek ağrısını iyileştirdim.

Kate: Dr Sarno'nun ve onun gibi TMS (ZBS) uzmanlarının yardımı ile bel ağrımı ve siyatik bacak ağrımı iyileştirdim. Bundan önce fizik tedavi, kiropraktik, iğneler ve akupunktur denemiştim ve hiçbiri işe yaramamıştı.

Matthew'den son notlar

Şimdi size bu yazıda ZBS'nin nasıl oluştuğunu ve ne olduğunu anlattım. Şunu tekrarlamak istiyorum: ZBS teorisinin kökünde şöyle bir düşünce var... Ne kadar inanırsanız o kadar iyileşirsiniz. Yaşadığınız ağrıların duygusal sebeplerden dolayı olduğunu 100% kabul ederseniz bu şekilde 100% iyileşmeniz mümkün. Fibromiyalji olupta Sarno'dan öğrendikleri ile iyileşen bolca kişi var. Youtube'da onlarca video var, hepsinde insanlar aynı şeyi söylüyor:

Herşeyi denedim, hiçbirsey işe yaramadı, sonuçta Sarno'nun ZBS teorisini öğrendim ve iyileştim.

İşin komik yanı da şu:

Genelde bu tür terapileri ortaya atan kişiler size birşey satmaya çalışıyorlar. ZBS ile iyileşmek için hiç para harcamanız gerekmiyor. Bu düşünce size mantıklı geliyorsa bu yazıda bulunan bilgiler yetecektir.

Bu konuyu yanıtla

Bu site kişisel bilgisayarlar, kişiselleştirilmiş servis ayarları, analitik ve istatistiksel amaçlar ile içerik ve reklam sunumunun kişiselleştirilmesi arasında ayrım yapmak amacıyla çerezler ve benzeri ağ teknolojileri kullanmaktadır. Bu site üçüncü parti çerezleri de içerebilir. Siteyi kullanmaya devam ederseniz mevcut ayarların geçerli olacağını varsayıyoruz ancak bu ayarları istediğiniz zaman değiştirebilirsiniz. Daha fazla bilgi için: Privacy and Cookie Policy